Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimine günler kaldı. Burkay cephesine bakınca sanayicinin sorunlarına çözüm arayan bir oda başkanından çok, seçimi kazanmak için kurumun bütün imkânlarını seferber etmiş bir siyasetçi görünüyor.
BTSO’nun kaynakları, Ankara’yla kurulan ilişkiler, basında rakibi hedef alan yayınlar… İbrahim Burkay, yıllardır oturduğu koltuğun sağladığı ne avantaj varsa seçim meydanına sürmüş durumda.
Ama şunu kimse unutmasın: BTSO’nun kasasındaki para Burkay’ın şahsi parası değil; Bursa’da üreten, istihdam sağlayan ve aidat ödeyen iş insanlarının parası.
O yüzden şu soruyu bir kez daha soruyorum: BTSO’nun basın ve tanıtım bütçesinden kimlere, ne kadar ödeme yapıldı? Bu ödemeler destekçilerin oluşturduğu kampanya havuzundan mı yoksa kurumun bütçesinden mi aktarılıyor? Seçim yaklaşırken Matlı’yı hedef alan yayınlarla bu ödemeler arasında bir ilişki var mı? Burkay, üyelerin parasının hesabını seçimden sonra mı verecek?
Bir kurumun bütçesiyle haberler arasında nasıl ilişki kurulabildiğini, yerel yönetimlerde geçirdiğim yıllardan biliyorum. Bursa’da olup biteni de bu bakış açısıyla izliyorum. Özer Matlı’yı hedef alan operasyonel içerikler kadar, İbrahim Burkay’a sorulmayan sorular dikkatimi çekiyor. Matlı’nın her adımı didiklenirken BTSO’nunbasın bütçesi, yapılan tahsisler ve Burkay’ın ilişki ağı neden aynı iştahla araştırılmıyor?
Elbette Matlı da eleştirilebilir. Ama Burkay’a yakın yayınlar rakibini her gün manşete taşıyıp mevcut yönetimin hesabını bir kez bile sormuyorsa buna gazetecilik diyemeyiz. Bursa sanayicisinin parasıyla yine Bursa sanayicisinin oyuna yön vermeye kimsenin hakkı yok.
Pazar günü milletvekili Faruk Çelik ile Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in açıklamaları bu yüzden önemliydi. Faruk Çelik, BTSO başkanlığına ne kendisinin ne de oğlunun aday olduğunu hatırlattı. Seçimin Özer Matlı ile İbrahim Burkay arasında olduğunu söyleyerek kendisi üzerinden yürütülen algı yönetimine tepki gösterdi. Basına da adayların projeleri yerine hedef saptıran haberlerle uğraşmamaları gerektiğini, hedef saptıranların Fetövari oyunlarını gördüklerini söyledi.
Enes Çelik’in yanıtı ise daha ağırdı. Kendilerini hedef alan kişiye, gazetesinin ve ailesinin BTSO’dan aldığı ödemeleri bildiğini söyledi. Matlı’nın yıllardır Bursaspor’un yanında olduğunu, bu nedenle ona yakınlık duymasının gizlenecek bir tarafı bulunmadığını açıkça ifade etti. Ardından, “bir imzayla kendisine ve yakın çevresine yüz milyonlarca dolarlık değere ulaşan tahsisleri yapan zihniyet” sözleriyle herkesin bildiğiiddiayı bir kez daha gündeme taşıdı.
Burkay, bu iddialara cevap vermek yerine kendisini savunan manşetleri çoğaltarak işin içinden çıkamaz. Enes Çelik’in işaret ettiği tahsisler hangileri? Kimlere, hangi koşullarla yapıldı? BTSO’dan yayın kuruluşlarına yapılan ödemelerin dökümü nerede? İddialar yanlışsa belgeleri çıkarıp yanlış olduğunu gösterin. Doğruysa da,bu konularda yıllardır dile getirilen iddialara neden yanıt vermediğinizi Bursa’daki iş insanlarına açıklayın.
Birkaç gün önce ise, tam da seçime günler kala Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz BTSO’nun bir açılışında Burkay’la yan yana göründü. Burkay yine bildiğimiz yönteme başvurdu: Ankara’yla ilişkilerini Bursa iş dünyasının önüne koyup “Arkamda kimler var, görün” mesajı verdi.
Bu görüntülerin sanayiciler üzerinde nasıl bir etki yaratacağını elbette biliyor. Ama BTSO üyeleri gözdağıyla oy verecek insanlar değil. Sandıkta Ankara’dan kimin geldiğine değil, Burkay’ın yıllardır odalarını nasıl yönettiğine bakacaklar.
Ankara’yla kurduğunuz yakınlıkla övünüyorsanız Sayın Burkay, bunun Bursa’ya ne kazandırdığını da anlatın. Finansmana erişmekte zorlanan sanayicinin hangi sorununu çözdünüz? Daha fazla sanayi alanı açmak dışında bu kentin kirlenen havası, deresi, tükenen suyu ve günden güne küçülen tarım alanları için ne yaptınız? Bursa’nın ihtiyaç duyduğu güç, seçim haftasında verilen bir fotoğraftan ibaret olamaz.
Tüm bunların üzerine Türkiye, kamuoyunda “fonzi” diye anılan fon skandalıyla çalkalanmaya başladı. Yüz binlerce insan birikiminin akıbetini öğrenmeye çalışırken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin bu hisselerden olağanüstü kazançlar sağladığı ortaya çıktı. Kaya da bunun ardından görevlerinden ayrılmak zorunda kaldı. Elbette istifa etti diye dosya kapanmadı. Bu hisseler yıllarca şişirilirken kimler kazandı, kimler göz yumdu, denetlemekle görevli kurumlar ne yaptı? Bütün ülke bu soruların cevabını bekliyor.
Ayrıca soruşturma kapsamında çok sayıda kişi, fon ve şirket hakkında mal varlığı tedbiri de gündeme geldi. Listedeki şirketlerden biri de Özer Matlı’nın grubuna bağlı Keskinoğlu Tavukçuluk’tu. BTSO seçimine sayılı günler kalmışken bu firmanın listeye girmesi Burkay’a yakın yayınlar için bulunmaz fırsata dönüştü.
Daha tedbirin gerekçesi bile bilinmeden manşetler atıldı. “Özer Matlı, BTSO başkan adaylığı şöyle dursun, soruşturma sonuçlanana kadar Bursa Ticaret Borsası başkanlığından da istifa etmeli” diyenler dahi çıktı.
Matlı, sosyal medya hesabından kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını açıkladı. Fakat bu açıklama, onu istifaya çağıran manşetlerin arasında kaybolup gitti. Bazıları için soruşturmanın içeriği ya da nereye varacağı önemli değildi. Seçim öncesinde Matlı’yı yıpratmak için Keskinoğlu’nun adının listede geçmesi yeterliydi.
Aradan saatler geçti. Başsavcılık, SPK’nın yeni değerlendirmesi üzerine şirketlere uygulanan mal varlığı tedbirlerinin kaldırıldığını duyurdu. Şimdi soruyorum: Matlı’ya istifa çağrısı yapanlar bunu da aynı büyüklükte haber yaptı mı? Tedbir haberini seçim kozuna çevirmek için gösterdikleri hevesi, tedbirin kaldırılmasını duyururken de gösterdiler mi?
Keskinoğlu’nun neden ilk listeye alındığı, ardından tedbirin hangi değerlendirmeyle kaldırıldığı açıklığa kavuşmalı. Bu iki karar arasında Matlı’nın adını kullanarak seçimden sonuç çıkarmaya çalışanlar da yaptıkları yayınların hesabını vermeli. Sırf BTSO seçiminde Burkay’ın karşısına çıktı diye Bursa’nın değerli bir iş insanının önüne önce bir manşet koyup, birkaç saat sonra hiçbir şey olmamış gibi davranamazsınız.
BTSO öylesine önemli bir mevzi ki seçim artık projelerin değil, bel altı vuruşların yarışına döndü. Rakiple ilgili her gelişmeyi hiçbir ahlaki sınır tanımadan fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Seçimi kimin kazanacağını bilmiyoruz; ama Burkay bu anlayışla yeniden kazanırsa Bursa’nın kaybedeceğini açıkça görüyoruz.
Sayın Burkay, son kez soralım: Savunulacak güçlü bir yönetim bilançonuz varsa anlatın. BTSO’nun bütçesini, basına yapılan ödemeleri ve yönetim çevrenize yönelik tahsisleri üyelerin önüne koyun. Bursa’ya kazandırdığınız somut işleri gösterin. Koltuğunuzu korumak için Ankara’da çekilen fotoğraflara ve rakibi hedef alan manşetlere ihtiyaç duyuyorsanız, üyelerin bunu da bilmeye hakkı var.
Geçen yazımda “BTSO Kimin Odası?” diye sormuştum. Bugün soruyu biraz daha açık soruyorum: BTSO Bursa'da üreten insanların ortak kurumu mu, yoksa İbrahim Burkay’ın bütün imkânlarını kullandığı bir seçim bürosu mu?
1 Ekim’de sandığa gidecek sanayiciler yalnızca başkan seçmeyecek. BTSO’nun kaynakları ve itibarı üzerindeki söz haklarını da kullanacaklar. Burkay’ın yıllardır vermediği hesabı sormak için bundan daha uygun bir gün yok.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Harun KARANFİLCİ
BTSO Burkay’ın Seçim Bürosu mu?
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimine günler kaldı. Burkay cephesine bakınca sanayicinin sorunlarına çözüm arayan bir oda başkanından çok, seçimi kazanmak için kurumun bütün imkânlarını seferber etmiş bir siyasetçi görünüyor.
BTSO’nun kaynakları, Ankara’yla kurulan ilişkiler, basında rakibi hedef alan yayınlar… İbrahim Burkay, yıllardır oturduğu koltuğun sağladığı ne avantaj varsa seçim meydanına sürmüş durumda.
Ama şunu kimse unutmasın: BTSO’nun kasasındaki para Burkay’ın şahsi parası değil; Bursa’da üreten, istihdam sağlayan ve aidat ödeyen iş insanlarının parası.
O yüzden şu soruyu bir kez daha soruyorum: BTSO’nun basın ve tanıtım bütçesinden kimlere, ne kadar ödeme yapıldı? Bu ödemeler destekçilerin oluşturduğu kampanya havuzundan mı yoksa kurumun bütçesinden mi aktarılıyor? Seçim yaklaşırken Matlı’yı hedef alan yayınlarla bu ödemeler arasında bir ilişki var mı? Burkay, üyelerin parasının hesabını seçimden sonra mı verecek?
Bir kurumun bütçesiyle haberler arasında nasıl ilişki kurulabildiğini, yerel yönetimlerde geçirdiğim yıllardan biliyorum. Bursa’da olup biteni de bu bakış açısıyla izliyorum. Özer Matlı’yı hedef alan operasyonel içerikler kadar, İbrahim Burkay’a sorulmayan sorular dikkatimi çekiyor. Matlı’nın her adımı didiklenirken BTSO’nunbasın bütçesi, yapılan tahsisler ve Burkay’ın ilişki ağı neden aynı iştahla araştırılmıyor?
Elbette Matlı da eleştirilebilir. Ama Burkay’a yakın yayınlar rakibini her gün manşete taşıyıp mevcut yönetimin hesabını bir kez bile sormuyorsa buna gazetecilik diyemeyiz. Bursa sanayicisinin parasıyla yine Bursa sanayicisinin oyuna yön vermeye kimsenin hakkı yok.
Pazar günü milletvekili Faruk Çelik ile Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in açıklamaları bu yüzden önemliydi. Faruk Çelik, BTSO başkanlığına ne kendisinin ne de oğlunun aday olduğunu hatırlattı. Seçimin Özer Matlı ile İbrahim Burkay arasında olduğunu söyleyerek kendisi üzerinden yürütülen algı yönetimine tepki gösterdi. Basına da adayların projeleri yerine hedef saptıran haberlerle uğraşmamaları gerektiğini, hedef saptıranların Fetövari oyunlarını gördüklerini söyledi.
Enes Çelik’in yanıtı ise daha ağırdı. Kendilerini hedef alan kişiye, gazetesinin ve ailesinin BTSO’dan aldığı ödemeleri bildiğini söyledi. Matlı’nın yıllardır Bursaspor’un yanında olduğunu, bu nedenle ona yakınlık duymasının gizlenecek bir tarafı bulunmadığını açıkça ifade etti. Ardından, “bir imzayla kendisine ve yakın çevresine yüz milyonlarca dolarlık değere ulaşan tahsisleri yapan zihniyet” sözleriyle herkesin bildiğiiddiayı bir kez daha gündeme taşıdı.
Burkay, bu iddialara cevap vermek yerine kendisini savunan manşetleri çoğaltarak işin içinden çıkamaz. Enes Çelik’in işaret ettiği tahsisler hangileri? Kimlere, hangi koşullarla yapıldı? BTSO’dan yayın kuruluşlarına yapılan ödemelerin dökümü nerede? İddialar yanlışsa belgeleri çıkarıp yanlış olduğunu gösterin. Doğruysa da,bu konularda yıllardır dile getirilen iddialara neden yanıt vermediğinizi Bursa’daki iş insanlarına açıklayın.
Birkaç gün önce ise, tam da seçime günler kala Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz BTSO’nun bir açılışında Burkay’la yan yana göründü. Burkay yine bildiğimiz yönteme başvurdu: Ankara’yla ilişkilerini Bursa iş dünyasının önüne koyup “Arkamda kimler var, görün” mesajı verdi.
Bu görüntülerin sanayiciler üzerinde nasıl bir etki yaratacağını elbette biliyor. Ama BTSO üyeleri gözdağıyla oy verecek insanlar değil. Sandıkta Ankara’dan kimin geldiğine değil, Burkay’ın yıllardır odalarını nasıl yönettiğine bakacaklar.
Ankara’yla kurduğunuz yakınlıkla övünüyorsanız Sayın Burkay, bunun Bursa’ya ne kazandırdığını da anlatın. Finansmana erişmekte zorlanan sanayicinin hangi sorununu çözdünüz? Daha fazla sanayi alanı açmak dışında bu kentin kirlenen havası, deresi, tükenen suyu ve günden güne küçülen tarım alanları için ne yaptınız? Bursa’nın ihtiyaç duyduğu güç, seçim haftasında verilen bir fotoğraftan ibaret olamaz.
Tüm bunların üzerine Türkiye, kamuoyunda “fonzi” diye anılan fon skandalıyla çalkalanmaya başladı. Yüz binlerce insan birikiminin akıbetini öğrenmeye çalışırken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin bu hisselerden olağanüstü kazançlar sağladığı ortaya çıktı. Kaya da bunun ardından görevlerinden ayrılmak zorunda kaldı. Elbette istifa etti diye dosya kapanmadı. Bu hisseler yıllarca şişirilirken kimler kazandı, kimler göz yumdu, denetlemekle görevli kurumlar ne yaptı? Bütün ülke bu soruların cevabını bekliyor.
Ayrıca soruşturma kapsamında çok sayıda kişi, fon ve şirket hakkında mal varlığı tedbiri de gündeme geldi. Listedeki şirketlerden biri de Özer Matlı’nın grubuna bağlı Keskinoğlu Tavukçuluk’tu. BTSO seçimine sayılı günler kalmışken bu firmanın listeye girmesi Burkay’a yakın yayınlar için bulunmaz fırsata dönüştü.
Daha tedbirin gerekçesi bile bilinmeden manşetler atıldı. “Özer Matlı, BTSO başkan adaylığı şöyle dursun, soruşturma sonuçlanana kadar Bursa Ticaret Borsası başkanlığından da istifa etmeli” diyenler dahi çıktı.
Matlı, sosyal medya hesabından kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını açıkladı. Fakat bu açıklama, onu istifaya çağıran manşetlerin arasında kaybolup gitti. Bazıları için soruşturmanın içeriği ya da nereye varacağı önemli değildi. Seçim öncesinde Matlı’yı yıpratmak için Keskinoğlu’nun adının listede geçmesi yeterliydi.
Aradan saatler geçti. Başsavcılık, SPK’nın yeni değerlendirmesi üzerine şirketlere uygulanan mal varlığı tedbirlerinin kaldırıldığını duyurdu. Şimdi soruyorum: Matlı’ya istifa çağrısı yapanlar bunu da aynı büyüklükte haber yaptı mı? Tedbir haberini seçim kozuna çevirmek için gösterdikleri hevesi, tedbirin kaldırılmasını duyururken de gösterdiler mi?
Keskinoğlu’nun neden ilk listeye alındığı, ardından tedbirin hangi değerlendirmeyle kaldırıldığı açıklığa kavuşmalı. Bu iki karar arasında Matlı’nın adını kullanarak seçimden sonuç çıkarmaya çalışanlar da yaptıkları yayınların hesabını vermeli. Sırf BTSO seçiminde Burkay’ın karşısına çıktı diye Bursa’nın değerli bir iş insanının önüne önce bir manşet koyup, birkaç saat sonra hiçbir şey olmamış gibi davranamazsınız.
BTSO öylesine önemli bir mevzi ki seçim artık projelerin değil, bel altı vuruşların yarışına döndü. Rakiple ilgili her gelişmeyi hiçbir ahlaki sınır tanımadan fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Seçimi kimin kazanacağını bilmiyoruz; ama Burkay bu anlayışla yeniden kazanırsa Bursa’nın kaybedeceğini açıkça görüyoruz.
Sayın Burkay, son kez soralım: Savunulacak güçlü bir yönetim bilançonuz varsa anlatın. BTSO’nun bütçesini, basına yapılan ödemeleri ve yönetim çevrenize yönelik tahsisleri üyelerin önüne koyun. Bursa’ya kazandırdığınız somut işleri gösterin. Koltuğunuzu korumak için Ankara’da çekilen fotoğraflara ve rakibi hedef alan manşetlere ihtiyaç duyuyorsanız, üyelerin bunu da bilmeye hakkı var.
Geçen yazımda “BTSO Kimin Odası?” diye sormuştum. Bugün soruyu biraz daha açık soruyorum: BTSO Bursa'da üreten insanların ortak kurumu mu, yoksa İbrahim Burkay’ın bütün imkânlarını kullandığı bir seçim bürosu mu?
1 Ekim’de sandığa gidecek sanayiciler yalnızca başkan seçmeyecek. BTSO’nun kaynakları ve itibarı üzerindeki söz haklarını da kullanacaklar. Burkay’ın yıllardır vermediği hesabı sormak için bundan daha uygun bir gün yok.