Başkan İbrahim Burkay uzun yıllardır Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın başında. Bir koltukta yıllarca saltanat sürünce insan, o koltuğun kendisine ait olduğunu sanıyor doğal olarak. Oysa BTSO, başkanın evindeki bir oda değil; Bursa’da üretim yapanların, ticaretle uğraşanların ortak kurumu.
BTSO’da seçim yaklaştıkça Burkay’ın çevresinden yine büyük projeler, yeni vaatler ve iktidarla kurulan güçlü ilişkiler anlatılıyor. Her seçim döneminde duyduğumuz bu sözlerden önce birkaç soru sormamız gerekiyor.
Sayın Burkay, yıllardır bu kurumun başındasınız. Yeni vaatlerinizi dinlemeden önce geçmiş yıllarda yaptıklarınızı konuşmayacak mıyız? BTSO’nun gücünü kimler için kullandınız? Yönetiminizde ve ilişki ağınızda olmayan hangi sanayicinin sorununa çözüm buldunuz?
Bu soruları, sosyal medyanızda paylaştığınız birkaç firma açılışının fotoğrafıyla geçiştiremezsiniz. Yaklaşık 60 bin üyesi olan bir odanın kaynaklarının nereye harcandığını, hangi projeye ne kadar para ayrıldığını ve üyelerin bu projelerden nasıl yararlandığını bilmek, üyelerin en doğal hakkı. Peki Sayın Burkay, odanın hesaplarını üyelerinizin önüne açıkça koyabiliyor musunuz?
BTSO deyince Bursa’nın kent yaşamını da konuşmamız gerekiyor. Sanayi bu kente iş ve zenginlik getirdi, doğrudur. Ancak Bursalılar bunun bedelini de fazlasıyla ödüyor. Kirlenen hava ve Nilüfer Çayı, baskı altındaki tarım alanları, tüketilen su kaynakları, büyüyen trafik sorunu…
Bunların bedelini tüm Bursa ödüyor. Üstelik Bursalılar, ortaya çıkan zenginlikten sizin kadar pay da almıyor. Sizin onlara reva gördüğünüz kent yaşamıyla mücadele ediyorlar.
Bütün bu sorunlar çığ gibi büyürken Burkay yönetimi, Bursa’nın geleceğini yıllardır yeni sanayi alanları, yeni araziler ve yeni inşaatlar üzerinden tarif ediyor. Sanayi kontrolsüzce kentin her köşesine yayıldığında Bursa’nın havasına, suyuna ve tarım alanlarına ne olacağını ise pek umursamıyorlar.
Bu iştahla birlikte iktidarla kurulan güçlü ilişkiler de dönüp dolaşıp daha fazla sanayi alanı açma planı olarakkarşımıza çıkıyor. Peki bu güç, mevcut sanayiyi daha temiz ve verimli hâle getirmek için kullanılamaz mıydı? Bu kentte hep birlikte yaşamıyor muyuz? Bursa bu büyümeyi daha ne kadar kaldıracak? Bunun hesabını yapmayı hiç düşünüyor musunuz?
İbrahim Burkay’ın seçimdeki rakibi Özer Matlı’nın, “Biz yeni bir sanayi bölgesi yapmayacağız. Otomasyon ve dijitalleşmeyi sağlayarak teknolojik verimliliği artıracağız” sözü bu yüzden önemli. Matlı, Bursa’nın toprağını tüketmeden sanayisini güçlendirmekten bahsediyor.
Sanayicilerin iştahını hepimiz biliyoruz; elbette söz vermek yetmez. Matlı seçilirse bu sözünün takipçisi olacağız. Gereğini yaparsa destekleyecek, yapmazsa bugün Burkay’a sorduğumuz soruları ona da soracağız.
Matlı’nın dile getirdiği iki kavram daha var: Şeffaflık ve hesap verebilirlik. İbrahim Burkay aynı sözleri rahatlıkla verebilir mi? Verse bile üyeler dönüp geçen yıllara baktığında bu sözlerin karşılığını görebilir mi?
BTSO’nun bütçesi ve harcamaları hakkında soru sormak, konuşmak, fikrini söylemek bu kurumda her üye için aynı derecede kolay mı? Bir sanayici, fabrika inşaatını Burkay’dan habersiz yapabiliyor mu? Yatırımını kendi ölçütlerine göre planladığında karşısına ne çıkıyor?
Burkay ve yancılarının dillerinden düşürmediği bir de iktidar ilişkileri var. Madem Ankara’yla bu kadar yakınsınız, bu yakınlığı Bursa’nın hangi sorununu çözmek için kullandınız diye soralım o zaman.
Sanayicinin önündeki engelleri kaldırmak, kentin altyapısını güçlendirmek ya da sanayinin Bursa’ya verdiği zararı azaltmak için ne yaptınız? Merkezi hükümetten bu kente hangi güçlü yatırımı getirebildiniz? Hızlı tren inşaatı yıllardır sürünüyor. Şehir Hastanesi’ne ulaşacak metro hattı yılan hikayesine döndü.
Cumhurbaşkanı’nın yanında fotoğraf vermek yetmiyor, Sayın Burkay. Bursalılar o fotoğrafın bu kente ne kazandırdığını görmek istiyor.
Bu kez seçimde karşınızda Özer Matlı var. İkiniz de siyaseten birbirinize uzak isimler değilsiniz. Sanki birbirinden tamamen farklı iki siyasi anlayış yarışıyormuş gibi davranmanın anlamı yok. Matlı’nın Bursa’ya ve Bursaspor’a verdiği destek de ortada. Ama asıl soru şu: Matlı, BTSO’da yıllardır yerleşen yönetim anlayışını değiştirebilecek mi? Yoksa aynı tas aynı hamam mı devam edecek?
Burkay ise hâlâ seçimi kazanacağından emin. Yine geleceğe dair sözler veriyor, yeni projeler anlatıyor. Oysa sanayicilerin bu seçimde önce bugüne kadar ne yaptığını ve bu yetkiyi yeniden hak edip etmediğini sorması gerekiyor. Hangi sanayicinin derdine çare olduğunu, Bursa’nın hangi sorununda ağırlığını koyduğunu, 60 bin üyenin kaynaklarını nasıl kullandığını açıklamadan bir dönem daha Bursa’nın en önemli kurumlarından birini yönetmesine sanayiciler dur demeli.
Rakibi Matlı hakkındaki ithamlarla ve yancılarına servis ettirdiği haberlerle vakit geçirmek yerine önce bu sorulara cevap verip seçime öyle girmeli. Bursalı sanayiciler, vaatlerinizi dinlemeden önce yıllardır elinizde olan yetkiyle kendilerine gerçekten ne fayda sağladığınızın hesabını vermenizi istiyor.
Çok kısa bir süre sonra BTSO sandığından kimin çıkacağı belli olacak. Umuyoruz ki kazanan Bursa olur. Bu kent, hep kendi cebini düşünenler yerine Bursa’nın ve Bursalıların çıkarını önceleyenleri görmek istiyor. Yeşil Bursa, bir koltuğu korumak için her yolu mübahgören anlayışa daha fazla mahkûm kalmamalı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Harun KARANFİLCİ
BTSO Kimin Odası?
Başkan İbrahim Burkay uzun yıllardır Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın başında. Bir koltukta yıllarca saltanat sürünce insan, o koltuğun kendisine ait olduğunu sanıyor doğal olarak. Oysa BTSO, başkanın evindeki bir oda değil; Bursa’da üretim yapanların, ticaretle uğraşanların ortak kurumu.
BTSO’da seçim yaklaştıkça Burkay’ın çevresinden yine büyük projeler, yeni vaatler ve iktidarla kurulan güçlü ilişkiler anlatılıyor. Her seçim döneminde duyduğumuz bu sözlerden önce birkaç soru sormamız gerekiyor.
Sayın Burkay, yıllardır bu kurumun başındasınız. Yeni vaatlerinizi dinlemeden önce geçmiş yıllarda yaptıklarınızı konuşmayacak mıyız? BTSO’nun gücünü kimler için kullandınız? Yönetiminizde ve ilişki ağınızda olmayan hangi sanayicinin sorununa çözüm buldunuz?
Bu soruları, sosyal medyanızda paylaştığınız birkaç firma açılışının fotoğrafıyla geçiştiremezsiniz. Yaklaşık 60 bin üyesi olan bir odanın kaynaklarının nereye harcandığını, hangi projeye ne kadar para ayrıldığını ve üyelerin bu projelerden nasıl yararlandığını bilmek, üyelerin en doğal hakkı. Peki Sayın Burkay, odanın hesaplarını üyelerinizin önüne açıkça koyabiliyor musunuz?
BTSO deyince Bursa’nın kent yaşamını da konuşmamız gerekiyor. Sanayi bu kente iş ve zenginlik getirdi, doğrudur. Ancak Bursalılar bunun bedelini de fazlasıyla ödüyor. Kirlenen hava ve Nilüfer Çayı, baskı altındaki tarım alanları, tüketilen su kaynakları, büyüyen trafik sorunu…
Bunların bedelini tüm Bursa ödüyor. Üstelik Bursalılar, ortaya çıkan zenginlikten sizin kadar pay da almıyor. Sizin onlara reva gördüğünüz kent yaşamıyla mücadele ediyorlar.
Bütün bu sorunlar çığ gibi büyürken Burkay yönetimi, Bursa’nın geleceğini yıllardır yeni sanayi alanları, yeni araziler ve yeni inşaatlar üzerinden tarif ediyor. Sanayi kontrolsüzce kentin her köşesine yayıldığında Bursa’nın havasına, suyuna ve tarım alanlarına ne olacağını ise pek umursamıyorlar.
Bu iştahla birlikte iktidarla kurulan güçlü ilişkiler de dönüp dolaşıp daha fazla sanayi alanı açma planı olarakkarşımıza çıkıyor. Peki bu güç, mevcut sanayiyi daha temiz ve verimli hâle getirmek için kullanılamaz mıydı? Bu kentte hep birlikte yaşamıyor muyuz? Bursa bu büyümeyi daha ne kadar kaldıracak? Bunun hesabını yapmayı hiç düşünüyor musunuz?
İbrahim Burkay’ın seçimdeki rakibi Özer Matlı’nın, “Biz yeni bir sanayi bölgesi yapmayacağız. Otomasyon ve dijitalleşmeyi sağlayarak teknolojik verimliliği artıracağız” sözü bu yüzden önemli. Matlı, Bursa’nın toprağını tüketmeden sanayisini güçlendirmekten bahsediyor.
Sanayicilerin iştahını hepimiz biliyoruz; elbette söz vermek yetmez. Matlı seçilirse bu sözünün takipçisi olacağız. Gereğini yaparsa destekleyecek, yapmazsa bugün Burkay’a sorduğumuz soruları ona da soracağız.
Matlı’nın dile getirdiği iki kavram daha var: Şeffaflık ve hesap verebilirlik. İbrahim Burkay aynı sözleri rahatlıkla verebilir mi? Verse bile üyeler dönüp geçen yıllara baktığında bu sözlerin karşılığını görebilir mi?
BTSO’nun bütçesi ve harcamaları hakkında soru sormak, konuşmak, fikrini söylemek bu kurumda her üye için aynı derecede kolay mı? Bir sanayici, fabrika inşaatını Burkay’dan habersiz yapabiliyor mu? Yatırımını kendi ölçütlerine göre planladığında karşısına ne çıkıyor?
Burkay ve yancılarının dillerinden düşürmediği bir de iktidar ilişkileri var. Madem Ankara’yla bu kadar yakınsınız, bu yakınlığı Bursa’nın hangi sorununu çözmek için kullandınız diye soralım o zaman.
Sanayicinin önündeki engelleri kaldırmak, kentin altyapısını güçlendirmek ya da sanayinin Bursa’ya verdiği zararı azaltmak için ne yaptınız? Merkezi hükümetten bu kente hangi güçlü yatırımı getirebildiniz? Hızlı tren inşaatı yıllardır sürünüyor. Şehir Hastanesi’ne ulaşacak metro hattı yılan hikayesine döndü.
Cumhurbaşkanı’nın yanında fotoğraf vermek yetmiyor, Sayın Burkay. Bursalılar o fotoğrafın bu kente ne kazandırdığını görmek istiyor.
Bu kez seçimde karşınızda Özer Matlı var. İkiniz de siyaseten birbirinize uzak isimler değilsiniz. Sanki birbirinden tamamen farklı iki siyasi anlayış yarışıyormuş gibi davranmanın anlamı yok. Matlı’nın Bursa’ya ve Bursaspor’a verdiği destek de ortada. Ama asıl soru şu: Matlı, BTSO’da yıllardır yerleşen yönetim anlayışını değiştirebilecek mi? Yoksa aynı tas aynı hamam mı devam edecek?
Burkay ise hâlâ seçimi kazanacağından emin. Yine geleceğe dair sözler veriyor, yeni projeler anlatıyor. Oysa sanayicilerin bu seçimde önce bugüne kadar ne yaptığını ve bu yetkiyi yeniden hak edip etmediğini sorması gerekiyor. Hangi sanayicinin derdine çare olduğunu, Bursa’nın hangi sorununda ağırlığını koyduğunu, 60 bin üyenin kaynaklarını nasıl kullandığını açıklamadan bir dönem daha Bursa’nın en önemli kurumlarından birini yönetmesine sanayiciler dur demeli.
Rakibi Matlı hakkındaki ithamlarla ve yancılarına servis ettirdiği haberlerle vakit geçirmek yerine önce bu sorulara cevap verip seçime öyle girmeli. Bursalı sanayiciler, vaatlerinizi dinlemeden önce yıllardır elinizde olan yetkiyle kendilerine gerçekten ne fayda sağladığınızın hesabını vermenizi istiyor.
Çok kısa bir süre sonra BTSO sandığından kimin çıkacağı belli olacak. Umuyoruz ki kazanan Bursa olur. Bu kent, hep kendi cebini düşünenler yerine Bursa’nın ve Bursalıların çıkarını önceleyenleri görmek istiyor. Yeşil Bursa, bir koltuğu korumak için her yolu mübahgören anlayışa daha fazla mahkûm kalmamalı.