Hava Durumu

Yeni Parti’de Birlik Sözü, Rövanş Listesi

Yazının Giriş Tarihi: 27.10.2026 15:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.10.2026 14:12

Bir partiyi yeni yapan yalnızca adı değildir. Örgütüyle kurduğu ilişki, karar alma biçimi, farklı düşünenlere açtığı alan ve parti içindeki yetkiyi nasıl paylaştığıdır.

Hatırlarsınız, önceki yazılarımızda “Yeni Parti, eski siyaset anlayışıyla mı yoluna devam edecek?” diye sormuştuk. Kararların yine belli kişiler arasında alındığı, örgütün ise yalnızca ihtiyaç duyulduğunda hatırlandığı bir yapının yeni bir başlangıç sayılamayacağını söylemiştik.

Bursa’da yaşananlar, bu soruları boşuna sormadığımızı gösteriyor.

İnsanlar yeni bir parti kurulurken yalnızca tabelanın değişmesini istemedi. Görüşlerinin sorulmasını, itirazlarının dinlenmesini, yıllardır verdikleri emeğin karşılığını bulmasını istedi. Yıllarca eleştirdikleri alışkanlıkların başka bir isim altında sürmesini değil, siyaset yapma biçiminin gerçekten değişmesini bekledi.

Ön seçim de bu nedenle heyecan yarattı.

Üyeler sandığa gidecek, partilerini yönetecek isimleri belirleyecek ve örgütün iradesi yönetime doğrudan yansıyacaktı. Genel Merkez’in ön seçime verdiği önem de bu beklentiyi büyüttü.

Ancak Bursa’da ön seçim, yalnızca başkanın belirlenmesiyle sınırlı kaldı.

Üyeler il ve ilçe başkanlarını seçti fakat bu başkanların kimlerle çalışacağını göremedi. İl yönetimi, disiplin kurulu ve kurultay delegeleri üyelerin tercihine sunulmadı. Listeler son ana kadar açıklanmadı; delegelerin önüne oylamadan hemen önce getirildi.

Üyeye yalnızca başkanı seçtirip bütün kadroları daha sonra dar bir çevrede belirliyorsanız, yaptığınız o ön seçim örgütün içine sinmez.

Kongrede ortaya çıkan rakamlar da ciddi bir temsil ve katılım sorununa işaret ediyor. Toplam 631 delegeden 311’i oy kullanmadı. Sandığa giden 320 delegenin oylarından yalnızca 290’ı geçerli sayıldı. Nihat Yeşiltaş ise 286 oy alarak başkan seçildi.

Şimdi bu tablonun ardından “Yönetimi örgüt belirledi” diyebilir miyiz?

Bir parti üyesinin sosyal medyada söylediği gibi:

“Ben yalnızca il başkanını seçtim. İl yönetimini, disiplin kurulunu ve kurultay delegelerini kim seçti, bilmiyorum.”

Mesele tam olarak budur.

Sandıktan çıkan sonuç, başkana bütün kadroları dilediği gibi şekillendirebileceği sınırsız bir yetki vermez. O yetkinin içinde farklı kesimleri dinlemek, rakibine oy veren üyeleri temsil etmek ve seçimden sonra örgütün tamamını kucaklamak da vardır.

Hele ki karşınızdaki aday 5 bin 858 üyenin oyunu almışsa, o iradeyi iki asıl ve iki yedek yönetim kurulu üyeliği önerisiyle geçiştiremezsiniz. Özgür Şahin’in kongrede dile getirdiği bu iddia doğruysa, mesele birkaç kişilik temsil pazarlığından çok daha büyüktür. Çünkü burada yok sayılan, bir adaydan önce ona oy veren binlerce üyedir.

Üstelik Genel Başkan Özgür Özel, rakibini ve kentin bütününü kapsamayan listelere karşı olduğunu söylemişti. Peki Bursa’daki liste bu söylenen sözlerin neresinde?

Listelerin açıklanmasının ardından farklı ilçelerden yükselen tepkilerin nedeni de tam olarak budur. Yıllarca emek veren birçok isim dışarıda kalırken farklı siyasi geçmişlerden gelenlere yönetimlerde yer açıldığını görüyoruz. Bir kişinin yönetime, eşinin kurultay delegeliğine yazıldığı yönünde eleştiriler yapılırken, ön seçimde rakip adayın öne çıktığı ilçelerin başkanlarının listelerde yer bulamaması sorgulanıyor.

Birlik deniliyor ama farklı adaya oy veren ilçeler yönetimde karşılık bulamıyor.

Ortak akıl deniliyor ama listeler örgütten saklanarak son anda delegelerin önüne getiriliyor.

O hâlde insanların şu soruları sorması son derece doğaldır:

Kim, hangi emeği ve birikimiyle bu listelere girdi? Hangi temsil ölçütü gözetildi? Kimler yalnızca diğer adayın yanında görüldüğü için dışarıda bırakıldı?

Bu sorular cevapsız kaldıkça, yapılan tercihlerin siyasi rövanş olarak algılanması gayet doğaldır.

Mudanya’da yaşananlar da bu tartışmanın en somut örneklerinden biri.

Yeni Parti Mudanya İlçe Başkanı Seda Bozdağ Güzelkaya’nın uzun süredir çeşitli siyasi baskılarla karşılaştığı, buna rağmen arkasında duran Mudanya örgütünün desteğiyle görevini sürdürdüğü sık sık dile getiriliyor.

Son il başkanlığı seçiminde açıkça herhangi bir adayın yanında yer aldığını söylemedi. Buna rağmen Mudanya sandığından Nihat Yeşiltaş’ın rakibi Özgür Şahin açık farkla çıkınca gözler ona çevrildi.

Oysa sandığa gidenler Yeni Parti’nin üyeleriydi. Tercihlerini kendi özgür iradeleriyle yaptılar.

Mudanya’daki sonucu bir ilçe başkanının yönlendirmesi gibi görmek, öncelikle o üyelerin iradesine saygısızlıktır. Seçimin ardından Seda Bozdağ Güzelkaya’nın kurultay delegeleri arasına yazılmaması ise Mudanya’nın tercihinin faturasının kendisine kesildiği düşüncesini güçlendirdi.

Üstelik mesele yalnızca Mudanya’dan ibaret değil. Ön seçimde Özgür Şahin’in önde çıktığı Keles’in İlçe Başkanı Cevat Acar da kurultay delegesi yapılmadı. İnegöl ise il yönetiminde kendisine yer bulamadı.

Hem “Kararı üyeler versin” diyeceksiniz hem de üyelerin verdiği karar hoşunuza gitmediğinde ilçe başkanlarını dışarıda bırakacaksınız. Bir taraftan kadınların siyasette daha fazla söz sahibi olmasını savunacak, diğer taraftan kendi örgütünün desteğini alan bir kadın ilçe başkanını yalnızlaştıracaksınız.

Bunun adı parti içi demokrasi olamaz.

Ortaya çıkan görüntü, Seda Başkan’a “İl ve ilçe yönetiminde istenmiyorsun” demektir. Bunun başka bir gerekçesi varsa açıklamak, seçimi kazanan yönetimin sorumluluğudur.

Seçim bitti, kutlamalar yapıldı, halaylar çekildi. Elbette kazananlar sevinecek. Ancak dışarıdan gören de Ekrem İmamoğlu ve tutuklu belediye başkanları özgürlüğüne kavuştu, iktidar değişti sanacak.

Oysa kazanılan yalnızca bir il başkanlığı seçimiydi.

Yeni Parti Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Yücel Akbulut'un da sosyal medyadan sorduğu asıl soru şudur: O halaylar çekilirken örgütte neler kaybedildi?

Kaç kişinin gönlü kırıldı? Kaç üye yıllardır verdiği emeğin yok sayıldığını düşündü? Kaç partili, yalnızca farklı bir adaya oy verdiği için dışlandığı duygusuna kapıldı?

Sahnede rakibinizin elini kaldırmak güzel bir görüntüdür. Ancak asıl önemli olan, sahneden indikten sonra o birlik görüntüsünü yönetim anlayışına taşıyabilmektir. Elini kürsüde kaldırdığınız insanın arkasındaki 5 bin 858 üyeyi hazırladığınız listelerde yok sayıyorsanız, o fotoğrafın örgütte bir karşılığı kalmaz.

Farklı adaya oy verenler de bu partinin üyesidir. Onların emeğine, birikimine ve sahadaki gücüne de ihtiyaç vardır. İnsanları seçim biter bitmez destekledikleri adaya göre ayırırsanız, yarın hangi yüzle kapılarını çalıp “Hadi birlikte çalışalım” diyeceksiniz?

Kimse yalnızca afiş assın, sandık beklesin ve miting alanlarını doldursun diye hatırlanmayı kabul etmek zorunda değil. Kararlar alınırken kapının dışında bıraktığınız insanlardan, seçim zamanı geldiğinde bütün kırgınlıklarını unutmalarını ve yeniden sahaya çıkmalarını bekleyemezsiniz.

Yeni Parti’nin iddiası ülkenin yönetim anlayışını değiştirmekse önce kendi içindeki siyaseti değiştirmesi gerekir. Yükselen itirazları dinlemeli ve farklı düşünenleri cezalandırmak yerine karar süreçlerine katmalıdır.

Çünkü Bursa’da ortaya çıkan görüntü, kararların yine dar çevrelerde alındığı, örgütün ise bir sonraki seçimde hatırlanmak üzere kenara bırakıldığıdır.

Böyle olunca yenilik iddiası daha yolun başında anlamını kaybediyor. Üyeler yeni bir tabelanın altında eski siyaseti, hatta eskisinden daha rövanşçı bir anlayışı görüyor.

Şimdi cevap bekleyen soru şudur:

İktidara yürümek için mi örgütleniyorsunuz, yoksa örgütün içinde kendi iktidarınızı kurmak için mi?

Tabelayı değiştirmek kolaydır. Asıl mesele, o tabelanın arkasındaki siyaset anlayışını değiştirebilmektir. Yoksa Yeni Parti, Bursa’da daha seçime girmeden eski bir partiye dönüşür.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.