Hava Durumu

Yeni Parti, Eski Siyaset mi?

Yazının Giriş Tarihi: 13.10.2026 13:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.10.2026 13:36

Bursalılar olarak seçimlerden başımızı kaldırıp gündelik hayatımıza bir türlü dönemiyoruz. BTSO’daki çekişmeli yarışın ardından Bursa Barosu seçimleri ve şimdi de CHP’den zorunlu kopuşun ardından kurulan Yeni Parti’nin Bursa İl Başkanlığı seçimi… Yeni Parti’de ilçe seçimleri tamamlandı; sıra, yeni dönemde Bursa il örgütünü kimin yöneteceğini belirlemeye geldi.

Bu seçimde sosyal demokrat siyasetin yakından tanıdığı iki isim yarışıyor: Nihat Yeşiltaş ve Özgür Şahin. Her ikisinin de Bursa siyasetinde emeği, geçmişi ve birlikte yol yürüdüğü insanlar var. Ancak bu kez tartışılması gereken yalnızca adayların kim olduğu değil, yeni kurulan bir partinin hangi anlayışla yönetileceği.

Nihat Yeşiltaş’ın geçmişte verdiği emek hepimiz için çok değerli. Başkan Bozbey’le birlikte, yaklaşık yarım asır sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin CHP tarafından kazanılmasında önemli bir sorumluluk üstlendi. O kampanyada birlikte çalıştığımız, sabahlara kadar seçim stratejisi toplantıları yaptığımız günleri unutmuyorum.

Seçim kazanmak, dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Farklı beklentileri ortak bir hedefte buluşturmak, gerilimleri yönetmek ve bütün yorgunluğa rağmen çalışmayı sürdürmek gerekir. Yeşiltaş’ın o süreçte ekibin uyum içinde çalışmasına önemli katkısı vardı. Bir önceki seçimden kalan hayal kırıklığının yerini büyük bir sevince bırakmasında onun da emeği büyüktü.

Ne var ki siyasette geçmişte verilen emek, bugün yapılanların sorgulanmasına engel olmamalı. Bir seçimde elde edilen başarı, sonrasında alınan her kararı doğru kılmaz. Hele yeni bir parti kurulmuşsa, geçmişin başarıları kadar bugüne taşınan sorunları da açıkça konuşmak gerekir.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanarak cezaevine gönderilmesinin ardından Bursa’da ortaya çıkan tepkiyi hatırlayalım. İlk günlerde insanlar, ayrıca bir çağrı beklemeden meydanları doldurdu. Sandıkta ortaya koydukları iradeye sahip çıkmak için bir araya geldiler.

Ancak zaman geçtikçe bu tepkinin sürekliliği sağlanamadı. İnsanların yaşadığı yorgunluk ve muhalif belediyelere yönelik operasyonların giderek olağanlaştırılması da bunda etkili oldu. Tam da bu nedenle il başkanlığından, ilk günlerin tepkisini kalıcı bir dayanışmaya dönüştürecek farklı yöntemler geliştirmesi beklenirdi.

Örgütün o süreçte gördüğü, bu konuda yeterince güçlü bir çalışma yürütülemediğiydi. Başkan Bozbey’e sahip çıkmak, yalnızca belirli günlerde açıklama yapmakla sınırlı kalmamalıydı. Mahallelerden ilçelere uzanan, insanlarla bağını koruyan ve yaşananları gündemde tutan sürekli bir örgüt çalışmasına ihtiyaç vardı. Ne yazık ki bu önemli süreç doğru yönetilemedi ve Başkan Bozbey yalnız bırakıldı.

Yalnız bırakılan sadece Başkan Bozbey değildi; Büyükşehir ekibinin tamamı aynı durumu yaşadı. Bürokratlardan iki yıllık dönemde işe alınan çalışanlara kadar herkes, belediyeye çöken anlayışın insafına bırakıldı. Bürokratlar kızağa çekilip hakları ellerinden alınırken birçok çalışanın da işine son verildi. Bugün bu insanların hemen hepsi ağır yaşam koşullarıyla mücadele ediyor.

Oysa AKP döneminin ardından iş akdine son verilen sınırlı sayıdaki çalışan, kısa sürede Yıldırım, Gürsu ve İnegöl gibi belediyelerde işe yerleştirilmişti. Bozbey dönemi Büyükşehir çalışanları içinse benzer bir dayanışma gösterilemedi. İl başkanlığı bu süreci de yönetemedi ve etkili olamadı. Nilüfer, Osmangazi, Mudanya ve Gemlik belediyeleri de Büyükşehir’den uzaklaştırılan çalışanlara sahip çıkmadı. Böylece çok sayıda insan yarı yolda bırakılmış oldu.

Tüm bu yaşananların ardından, mutlak butlan kararı nedeniyle Yeni Parti’nin kurulması zorunlu hâle geldi. Önce kurucu başkanlarla örgütlenme oluşturuldu, ardından üyelerin oylarıyla ilçe başkanları seçildi. Ancak bu süreçte ilçe örgütlerinden şikâyetler yükselmeye, yaşanan sorunlar açıkça dile getirilmeye başlandı.

Mevcut ilçe yönetimlerinin ve örgütün görüşü alınmadan, il başkanı ve bir milletvekilinin etkisiyle yeni ilçe yönetimlerinin belirlendiğine yönelik eleştiriler öne çıktı. Örgütün daha kuruluş aşamasında kendisini karar süreçlerinin dışında hissetmesi, yeni bir parti için başlı başına önemli bir sorun.

Çünkü insanlar bu kez kendi sözlerinin alınan kararlarda karşılık bulmasını istiyor. Yeni bir siyaset anlayışından söz edilirken görüşlerinin sorulmasını, itirazlarının dinlenmesini bekliyorlar. Yıllarca emek verdikleri bir yapının ardından cesaretle kurulan Yeni Parti’de de kararların birkaç kişi arasında alınmasını istemiyorlar.

Gücün siyasetteki en tehlikeli tarafı da burada ortaya çıkıyor. İnsan, kendisini en güçlü hissettiği anda başkalarını dinlemeye daha az gerek duyar. Zamanla kendi tercihlerini örgütün iradesi olarak görmeye başlar. Oysa sosyal demokrat siyasetin temelinde, örgütü dinlemek ve kararları birlikte almak vardır.

Özgür Şahin’in adaylığına da tam olarak bu noktadan bakmak gerekiyor. Şahin, Bursa’da siyasetin en hareketli ve çekişmeli olduğu ilçelerden Nilüfer’de ilçe başkanlığı yapmış bir isim. Mahalle temelli çalışmayı ve üyeyle doğrudan ilişkiyi öne çıkaran yaklaşımını şimdi Bursa’nın 17 ilçesine yaymayı hedeflediğini söylüyor.

Bu yaklaşımın değeri, il başkanlığını bir unvanın ötesinde tarif etmesinde yatıyor. İl başkanı, yalnızca toplantılara katılan, açıklama yapan ya da adaylık dönemlerinde görünen biri olamaz. Kentin gündemini belirleyen, örgütün çalışma düzenini kuran, ilçeler arasında bağ oluşturan ve üyelerin sesinin yönetimde karşılık bulmasını sağlayan bir sorumluluk üstlenmesi gerekir.

Şahin’in başka bir göreve talip olmayacağını açıklaması da bu nedenle önemli. İl başkanlığını milletvekilliğine uzanan bir basamak olarak görmeyeceğini söylemesi, örgüte karşı sorumluluğunun önüne kendi siyasi kariyer hedeflerini koymayacağına dair bir taahhüt. Elbette bu sözün asıl değeri, zaman içinde ne ölçüde tutulduğuyla anlaşılacak.

Ön seçimi temel yöntem olarak benimsemesi de üzerinde durulması gereken bir başka taahhüt. Örgüte güvenildiği söylenirken aday belirleme zamanı geldiğinde kararın dar bir çevreye bırakılması, yıllardır yaşanan sorunların başında geliyor. Genel Merkez’in de önem verdiği ön seçim sözü, üyelerin yalnızca emeği değil, tercihi de karşılık bulduğunda anlam kazanır.

İl başkanlığını iki dönemle sınırlama hedefi de görevlerin kişilere bağlı hâle gelmesini önlemek açısından önemli. Siyasette yenilenme çoğu zaman başkalarından bekleniyor; herkes değişimin gerekli olduğunu söylüyor ama sıra kendi koltuğuna geldiğinde aynı isteği göstermiyor. Bu nedenle görev süresine baştan sınır koymak, yenilenme sözünü kişinin kendinden başlatması anlamına geliyor.

Gençlere ve kadınlara karar süreçlerinde yer açmak da, yalnızca isimlerini listelere yazmakla olmaz. Toplantılarda sözlerini söyleyebilmeleri, önerilerinin dikkate alınması ve yürütülen işlerde sorumlulukla birlikte yetki de üstlenmeleri gerekir.

Üyelerin karar, denetim ve yönetim süreçlerine katılması, üç ayda bir hesap verilmesi, her ay farklı bir ilçede koordinasyon toplantısı yapılması gibi sözler de birbirini tamamlıyor. Bunlara yeni üyelerle sürekli iletişim ve siyaset eğitimi eklendiğinde, seçim dönemlerinin dışında da aktif olarak çalışan bir örgüt modeli tarif ediliyor.

Şahin’in Nilüfer ilçe seçimlerinde aday olmayacağını bir önceki gece geç saatlerde açıklaması ise, bazı çevrelerde eleştiri konusu oldu. Ancak siyasetin içinde olanlar, seçim süreçlerinde bu tür manevraların yaşandığını gayet iyi bilirler.

İki adayın kampanyalarına bakıldığında da şu fark öne çıkıyor: Yeşiltaş daha çok geçmişteki kazanımları hatırlatırken Şahin, gelecekte nasıl bir örgüt kurmak istediğini anlatıyor. Geçmişte verilen emek elbette kıymetli, ancak bugünün sorunlarına geçmişin başarılarını anlatarak cevap verilemiyor. Yeni bir partinin, yeni dönemde neyi nasıl yapacağını açıkça ortaya koyması gerekiyor.

Ayrıca Yeşiltaş’a; Bursa’da sosyal demokrat siyasetçilere sert biçimde yüklenen bazı yazarların, bu seçim sürecinde destek vermesi de kamuoyunun dikkatini çekiyor. Böyle bir destek karşısında insanın durup “Neden beni destekliyorlar?” diye sorması gerekir. Temsil ettiğin siyasi anlayışı dün hedef alanların bugün arkanda durması, nerede yanlış yaptığını sorgulamak için yeterli bir sebep.

Mudanya Mütarekesi etkinliklerinde gördüğümüz bir fotoğrafı da bu seçim ortamından bağımsız düşünemedik. Tarihsel bir anma programında, il başkanlığı seçimi öncesinde adaylardan birinin Özgür Özel’in yanında sahnede yer alması etik açıdan doğru görünmedi.

Elbette mevcut il başkanının Özgür Özel’i karşılaması doğal; ancak aynı zamanda aday olduğu bir seçim öncesinde daha dikkatli ve hassas davranması beklenirdi. Bu görüntü, ilk kez oy kullanacak binlerce yeni üyede Genel Merkez’in o adayı desteklediği izlenimini yaratabilir. Fotoğrafın hangi niyetle verildiğini bilemeyiz, ancak adayların eşit şartlarda yarışmasına etkisini tartışmak gerekir.

Üstelik bu seçimde yalnızca parti içi konulara daha hâkim olan delegeler değil, koşulları yerine getiren tüm üyeler doğrudan oy kullanacak. Bu nedenle adayların eşit şartlarda yarışması büyük önem taşıyor. Ortaya koydukları projelerin ve yürüttükleri seçim çalışmalarının bir fotoğrafın gölgesinde kalmaması gerekiyor.

Bursa’da da Türkiye genelinde de insanlar, muhalefetin sürekli kendi iç meseleleriyle uğraşmasından yoruldu. Elbette iktidarın elindeki siyasi ve yargısal araçları kullanarak muhalefeti bu gündemlere sıkıştırmasının da bunda önemli bir payı var. Ekonomik sıkıntılar ağırlaşırken, adalete duyulan güven zedelenirken ve geleceğe ilişkin kaygılar büyürken siyasetten bu sorunlara çözüm üretecek güçlü bir irade bekleniyor. Parti içi seçimlerin de bu mücadeleyi güçlendirecek bir sonuç ortaya çıkarması gerekiyor.

Özgür Şahin’in vaatleri bu nedenle daha somut ve üzerinde durulmaya değer. Bir kez daha seçimle uğraşmak zorunda kalan sosyal demokrat siyasetin, bir an önce iktidar mücadelesine dönmesi gerektiğini vurgulaması, yeni partiyi nasıl yöneteceğine dair açık bir çerçeve sunuyor. Bu sözlerin gerçek karşılığı ise göreve gelirse atacağı adımlarda görülecek.

Yeni bir parti kurmak, tabelayı değiştirmekten çok daha fazlasını gerektiriyor. Kararlar yine dar çevrelerde alınır, örgüt yalnızca seçim zamanı hatırlanırsa yenilik iddiası kısa sürede anlamını kaybeder. Bursa’nın ihtiyaç duyduğu yeni başlangıç, insanların emeğinin ve sözünün yönetimde karşılık bulduğu bir siyaset anlayışıdır.

Yeni Parti köklerinden güç almalı ama geçmişte yapılan yanlışları tekrarlamamalı. Geçmişin mirasına sahip çıkarken hatalarını da görebilmeli, gerektiğinde alışkanlıklarından vazgeçebilmeli. Bursa’da Yeni Parti’nin asıl sınavı, il başkanını seçtikten sonra başlayacak. Çünkü üyeler yeni bir tabelanın altında eski siyaseti görmeyi değil, söz sahibi oldukları bir geleceği kurmayı bekliyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.