BTSO'da kazanan değil, kaybeden belli: Manipülasyon
Yazının Giriş Tarihi: 02.10.2026 00:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.10.2026 00:34
Bursa son günlerde öyle bir seçime kilitlendi ki…
Genel seçimlerden bile daha büyük bir heyecan vardı.
Bursa’nın ekonomik yön haritasını belirleyecek Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin en önemli ayağı olan meslek komitesi seçimleri, deyim yerindeyse fırtına gibi geçti.
Sandıklar açıldı.
Sevinç çığlıkları yükseldi.
Mavi tarafta da zafer vardı, yeşil tarafta da…
Mavi tarafta zafer konuşması yapıldı, yeşil tarafta da.
Peki gerçekten kim kazandı?
İbrahim Burkay mı, Özer Matlı mı?
İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü BTSO seçimleri, siyasi parti seçimlerine benzemez.
Sadece kaç komite kazandığınız değil, o komitelerden kaç meclis üyesi çıkardığınız da önemlidir.
Ve seçim gecesi yaşanan bilgi kirliliğinin önemli bir nedeni de tam olarak buydu.
---
Aylar öncesinden belliydi.
Hazırlık süreci gergindi.
Bursa’nın sanayi ve ticaret hayatında yer alan birçok kişi, Türkiye’nin genel siyasi atmosferini andıran biçimde taraflara ayrıldı.
Bir tarafta mavi, diğer tarafta yeşil…
Seçim günü geldiğinde ise bu yarışın boyutu daha ilk saatlerde kendini gösterdi.
Normal şartlarda öğlen saatlerinde rahat akan Yakın Çevre Yolu’nda trafik vardı.
Hem de öyle böyle değil…
Kuyruk Botanik Parkı’na kadar uzanmıştı.
Bursa Fuar Merkezi’ne giden İstanbul Yolu kavşağında araç kuyrukları…
Bölge Adliye Mahkemeleri tarafındaki kavşakta araç kuyrukları…
Fuar alanında araç park edecek yer bulmak bile başlı başına meseleydi.
Birçok fuardan daha kalabalık bir görüntü vardı.
Bu tablo aslında tek bir şeyi gösteriyordu:
Katılım yüksekti.
Ve yüksek katılım, iki tarafın da sandıkta işi ne kadar ciddiye aldığının göstergesiydi.
---
Fuar alanına giden yollarda…
Girişte…
Salonlarda…
Yönlendirme tabelalarında…
Seçim bilgilendirmelerinde…
Mavi tonların ağırlığı dikkat çekti.
Mavi, İbrahim Burkay tarafının pusula rengiydi.
Özer Matlı tarafının seçim sürecindeki önemli itirazlarından biri de zaten buydu.
BTSO’nun kurumsal kimliğiyle seçimde yarışan bir listenin renginin birbirine karışmasının algı oluşturabileceği savunuldu.
Matlı ve ekibi de bu konudaki eleştirilerini yapmıştı.
Ancak dinleyen olmadı.
Burada mesele sadece renk değil.
Seçim atmosferinde kurum ile aday arasında mesafe ne kadar korunabildi?
Bence tartışılması gereken asıl soru bu.
Çünkü seçim etiği dediğimiz şey yalnızca sandığın başında başlayan bir mesele değildir.
---
Bir başka tartışma da yetki belgelerinde yaşandı.
Seçim günü yetki belgesi almak için uzun süre bekleyen üyelerin sesleri fuaye alanında duyuluyordu.
Bazı üyeler saatlerce bekledi. Az da değil! Ortalama 3 saat.Beklemek istemeyen bazı kişiler ise oy kullanmadan alandan ayrıldı.
Bir seçimde bir üyenin oy kullanabilmek için saatlerce beklemek zorunda kalması üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Nitekim Özer Matlı da günün ilerleyen saatlerinde yetki belgeleri konusunda itirazını yüksek sesle dile getirdi.
Seçimlerde en önemli mesele sandığa ulaşabilmektir.
---
Gelelim başka bir probleme.
Bilgi kirliliğine…
Seçim tamamlandıktan sonra gazeteciler açısından iş hiç kolay değildi.
Genel seçimlerde, yerel seçimlerde okul okul dolaşan gazeteciler; sandık sonuçlarını takip eden, tutanakları gören, sayımı izleyen medya mensupları bu kez oy kullanılan alanlara aynı şekilde ulaşamadı.
Sonuç?
Gazeteci sonucu göremedi.
Sonucu göremeyen gazeteci bilgiye ulaşmaya çalıştı.
Bilgiye ulaşmak zorlaşınca da sosyal medya devreye girdi.
Bir taraftan “Burkay açık ara kazandı” denildi.
Diğer taraftan “Matlı komitelerde çoğunluğu aldı” açıklamaları geldi.
Böyle bir ortamda doğru bilgiyle yanlış bilginin birbirine karışması kaçınılmazdı.
Hele ki sosyal medyada gazetecilik görüntüsü altında doğrulanmamış bilgileri dolaşıma sokanlar gazeteci zannedilince...
BTSO seçim gecesi tam anlamıyla bir bilgi savaşına dönüştü.
Peki gerçek tablo ne?
İşte burada sistemin kendisini bilmek gerekiyor.
BTSO’da 70 meslek komitesinde seçim yapıldı.
Toplam 159 meclis üyesi belirlendi.
Komitelerin seçtiği meclis üyesi sayıları birbirinden farklı.
Dolayısıyla “40 komite kazandım” demekle “mecliste çoğunluğu elde ettim” demek aynı şey değil.
Resmî olmayan sonuçlara göre ortaya çıkan tablo ise şöyle:
**Yeşil liste: 34 komite, 78 meclis üyesi**
**Mavi liste: 31 komite, 71 meclis üyesi**
**Beyaz liste: 4 komite, 8 meclis üyesi**
**Bir komitede ise 2 meclis üyeliği için kura süreci bulunuyor.**
Burkay tarafı 40 komitede destek aldığını açıkladı.
İşte BTSO seçimlerinin en büyük bilmecesi burada.
Komite sayısı başka, meclis aritmetiği başka.
Sistemi bilmeden sadece komite sayısı üzerinden yapılan yorumlar, kamuoyunu yanlış yönlendirebilir.
---
Burkay’ın hesabı tutmadı mı?
Burada biraz geriye gitmek gerekiyor.
Seçim öncesinde İbrahim Burkay ve ekibinin hedefi, komitelerde güçlü bir sonuç alarak başkanlık yarışını mümkün olduğunca erken güvenceye almaktı.
Sandıktan çıkan tablo ise bunun o kadar kolay olmadığını gösterdi.
Özer Matlı cephesi de bu sonuçla birlikte elini güçlendirdi.
Özellikle 78 meclis üyesi üzerinden ortaya çıkan tablo, başkanlık yarışının 8 Ekim’e kadar kapanmayacağını açık biçimde gösteriyor.
Burkay cephesinde ise seçim gecesinin ardından beklenen rahatlığın oluşmadığı görülüyor.
Dışarıya verilen mesajlar ne olursa olsun, sandığın ortaya koyduğu tablo artık yeni bir hesabı zorunlu kılıyor.
Çünkü asıl seçim 8 Ekim’de.
Şimdi beyazların haftası
Ve önümüzde çok kritik bir hafta var.
Beyaz liste…
8 meclis üyesi.
İşte şimdi herkesin gözü burada olacak.
İki taraf da bu isimlerle temas kuracak.
Başkan adayları ve ekipleri ikna etmeye çalışacak.
Siyasi isimlerin devreye girmesi de şaşırtıcı olmayacak.
Vaatler…
Projeler…
Talepler…
Ve elbette “Bu tarafa oy verirseniz şu olur, diğer tarafa verirseniz bu olur” şeklindeki kulisler…
Bir de kazanan listelerden oy devşirme çabaları var.
BTSO’nun yeni yönetimini belirleyecek 8 Ekim seçimine kadar Bursa iş dünyasında telefonların susmayacağı açık.
Fakat bütün bu yarışın bir de başka tarafı var.
Manipülasyon.
Doğrulanmamış bilgiler…
Kazananı ilan etmek için acele edenler…
Sistemi bilmeden rakamları yorumlayanlar…
Gazetecinin ulaşamadığı yerde bilgi kirliliği üreten sosyal medya hesapları…
Ve birbirini boşa düşüren açıklamalar…
Bütün bunlar BTSO seçimlerinin itibarına zarar veriyor.
Çünkü BTSO sadece bir oda değil.
Bursa ekonomisinin en önemli aktörlerinden biri.
Yaklaşık 60 bin üyeyi temsil eden bir yapıdan söz ediyoruz. 1 Ekim’de 70 meslek komitesinde 388 komite üyesi ve 159 meclis üyesi için sandık kuruldu.
Böylesine büyük bir kurumun seçiminde sonuç kadar "seçimin nasıl yapıldığı ve nasıl anlatıldığı da önemlidir."
8 Ekim’de başkan belli olacak.
Kim kazanır?
Bugünden kesin hüküm vermek kolay.
Ama doğru değil.
Çünkü 159 kişilik yeni meclis henüz son sözünü söylemedi.
Bir hafta boyunca kim ne yapacak?
Kim hangi taleple masaya oturacak?
Beyaz liste nasıl pozisyon alacak?
Meclisteki dengeler nasıl şekillenecek?
Bütün bunlar 8 Ekim’in sonucunu belirleyecek.
Benim asıl merak ettiğim ise başka:
Bu seçim bittiğinde BTSO kazanmış olacak mı?
Çünkü adaylardan biri kazanabilir.
Ama Bursa iş dünyası kaybederse, bunun adı zafer olmaz.
Ve şu an itibarıyla bu seçimin şimdiden belli olan tek kaybedeni varsa, o da "manipülasyondur".
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yankı İÇÖZ
BTSO'da kazanan değil, kaybeden belli: Manipülasyon
Bursa son günlerde öyle bir seçime kilitlendi ki…
Genel seçimlerden bile daha büyük bir heyecan vardı.
Bursa’nın ekonomik yön haritasını belirleyecek Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin en önemli ayağı olan meslek komitesi seçimleri, deyim yerindeyse fırtına gibi geçti.
Sandıklar açıldı.
Sevinç çığlıkları yükseldi.
Mavi tarafta da zafer vardı, yeşil tarafta da…
Mavi tarafta zafer konuşması yapıldı, yeşil tarafta da.
Peki gerçekten kim kazandı?
İbrahim Burkay mı, Özer Matlı mı?
İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü BTSO seçimleri, siyasi parti seçimlerine benzemez.
Sadece kaç komite kazandığınız değil, o komitelerden kaç meclis üyesi çıkardığınız da önemlidir.
Ve seçim gecesi yaşanan bilgi kirliliğinin önemli bir nedeni de tam olarak buydu.
---
Aylar öncesinden belliydi.
Hazırlık süreci gergindi.
Bursa’nın sanayi ve ticaret hayatında yer alan birçok kişi, Türkiye’nin genel siyasi atmosferini andıran biçimde taraflara ayrıldı.
Bir tarafta mavi, diğer tarafta yeşil…
Seçim günü geldiğinde ise bu yarışın boyutu daha ilk saatlerde kendini gösterdi.
Normal şartlarda öğlen saatlerinde rahat akan Yakın Çevre Yolu’nda trafik vardı.
Hem de öyle böyle değil…
Kuyruk Botanik Parkı’na kadar uzanmıştı.
Bursa Fuar Merkezi’ne giden İstanbul Yolu kavşağında araç kuyrukları…
Bölge Adliye Mahkemeleri tarafındaki kavşakta araç kuyrukları…
Fuar alanında araç park edecek yer bulmak bile başlı başına meseleydi.
Birçok fuardan daha kalabalık bir görüntü vardı.
Bu tablo aslında tek bir şeyi gösteriyordu:
Katılım yüksekti.
Ve yüksek katılım, iki tarafın da sandıkta işi ne kadar ciddiye aldığının göstergesiydi.
---
Fuar alanına giden yollarda…
Girişte…
Salonlarda…
Yönlendirme tabelalarında…
Seçim bilgilendirmelerinde…
Mavi tonların ağırlığı dikkat çekti.
Mavi, İbrahim Burkay tarafının pusula rengiydi.
Özer Matlı tarafının seçim sürecindeki önemli itirazlarından biri de zaten buydu.
BTSO’nun kurumsal kimliğiyle seçimde yarışan bir listenin renginin birbirine karışmasının algı oluşturabileceği savunuldu.
Matlı ve ekibi de bu konudaki eleştirilerini yapmıştı.
Ancak dinleyen olmadı.
Burada mesele sadece renk değil.
Seçim atmosferinde kurum ile aday arasında mesafe ne kadar korunabildi?
Bence tartışılması gereken asıl soru bu.
Çünkü seçim etiği dediğimiz şey yalnızca sandığın başında başlayan bir mesele değildir.
---
Bir başka tartışma da yetki belgelerinde yaşandı.
Seçim günü yetki belgesi almak için uzun süre bekleyen üyelerin sesleri fuaye alanında duyuluyordu.
Bazı üyeler saatlerce bekledi. Az da değil! Ortalama 3 saat.Beklemek istemeyen bazı kişiler ise oy kullanmadan alandan ayrıldı.
Bir seçimde bir üyenin oy kullanabilmek için saatlerce beklemek zorunda kalması üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Nitekim Özer Matlı da günün ilerleyen saatlerinde yetki belgeleri konusunda itirazını yüksek sesle dile getirdi.
Seçimlerde en önemli mesele sandığa ulaşabilmektir.
---
Gelelim başka bir probleme.
Bilgi kirliliğine…
Seçim tamamlandıktan sonra gazeteciler açısından iş hiç kolay değildi.
Genel seçimlerde, yerel seçimlerde okul okul dolaşan gazeteciler; sandık sonuçlarını takip eden, tutanakları gören, sayımı izleyen medya mensupları bu kez oy kullanılan alanlara aynı şekilde ulaşamadı.
Sonuç?
Gazeteci sonucu göremedi.
Sonucu göremeyen gazeteci bilgiye ulaşmaya çalıştı.
Bilgiye ulaşmak zorlaşınca da sosyal medya devreye girdi.
Bir taraftan “Burkay açık ara kazandı” denildi.
Diğer taraftan “Matlı komitelerde çoğunluğu aldı” açıklamaları geldi.
Böyle bir ortamda doğru bilgiyle yanlış bilginin birbirine karışması kaçınılmazdı.
Hele ki sosyal medyada gazetecilik görüntüsü altında doğrulanmamış bilgileri dolaşıma sokanlar gazeteci zannedilince...
BTSO seçim gecesi tam anlamıyla bir bilgi savaşına dönüştü.
Peki gerçek tablo ne?
İşte burada sistemin kendisini bilmek gerekiyor.
BTSO’da 70 meslek komitesinde seçim yapıldı.
Toplam 159 meclis üyesi belirlendi.
Komitelerin seçtiği meclis üyesi sayıları birbirinden farklı.
Dolayısıyla “40 komite kazandım” demekle “mecliste çoğunluğu elde ettim” demek aynı şey değil.
Resmî olmayan sonuçlara göre ortaya çıkan tablo ise şöyle:
**Yeşil liste: 34 komite, 78 meclis üyesi**
**Mavi liste: 31 komite, 71 meclis üyesi**
**Beyaz liste: 4 komite, 8 meclis üyesi**
**Bir komitede ise 2 meclis üyeliği için kura süreci bulunuyor.**
Burkay tarafı 40 komitede destek aldığını açıkladı.
İşte BTSO seçimlerinin en büyük bilmecesi burada.
Komite sayısı başka, meclis aritmetiği başka.
Sistemi bilmeden sadece komite sayısı üzerinden yapılan yorumlar, kamuoyunu yanlış yönlendirebilir.
---
Burkay’ın hesabı tutmadı mı?
Burada biraz geriye gitmek gerekiyor.
Seçim öncesinde İbrahim Burkay ve ekibinin hedefi, komitelerde güçlü bir sonuç alarak başkanlık yarışını mümkün olduğunca erken güvenceye almaktı.
Sandıktan çıkan tablo ise bunun o kadar kolay olmadığını gösterdi.
Özer Matlı cephesi de bu sonuçla birlikte elini güçlendirdi.
Özellikle 78 meclis üyesi üzerinden ortaya çıkan tablo, başkanlık yarışının 8 Ekim’e kadar kapanmayacağını açık biçimde gösteriyor.
Burkay cephesinde ise seçim gecesinin ardından beklenen rahatlığın oluşmadığı görülüyor.
Dışarıya verilen mesajlar ne olursa olsun, sandığın ortaya koyduğu tablo artık yeni bir hesabı zorunlu kılıyor.
Çünkü asıl seçim 8 Ekim’de.
Şimdi beyazların haftası
Ve önümüzde çok kritik bir hafta var.
Beyaz liste…
8 meclis üyesi.
İşte şimdi herkesin gözü burada olacak.
İki taraf da bu isimlerle temas kuracak.
Başkan adayları ve ekipleri ikna etmeye çalışacak.
Siyasi isimlerin devreye girmesi de şaşırtıcı olmayacak.
Vaatler…
Projeler…
Talepler…
Ve elbette “Bu tarafa oy verirseniz şu olur, diğer tarafa verirseniz bu olur” şeklindeki kulisler…
Bir de kazanan listelerden oy devşirme çabaları var.
BTSO’nun yeni yönetimini belirleyecek 8 Ekim seçimine kadar Bursa iş dünyasında telefonların susmayacağı açık.
Fakat bütün bu yarışın bir de başka tarafı var.
Manipülasyon.
Doğrulanmamış bilgiler…
Kazananı ilan etmek için acele edenler…
Sistemi bilmeden rakamları yorumlayanlar…
Gazetecinin ulaşamadığı yerde bilgi kirliliği üreten sosyal medya hesapları…
Ve birbirini boşa düşüren açıklamalar…
Bütün bunlar BTSO seçimlerinin itibarına zarar veriyor.
Çünkü BTSO sadece bir oda değil.
Bursa ekonomisinin en önemli aktörlerinden biri.
Yaklaşık 60 bin üyeyi temsil eden bir yapıdan söz ediyoruz. 1 Ekim’de 70 meslek komitesinde 388 komite üyesi ve 159 meclis üyesi için sandık kuruldu.
Böylesine büyük bir kurumun seçiminde sonuç kadar "seçimin nasıl yapıldığı ve nasıl anlatıldığı da önemlidir."
8 Ekim’de başkan belli olacak.
Kim kazanır?
Bugünden kesin hüküm vermek kolay.
Ama doğru değil.
Çünkü 159 kişilik yeni meclis henüz son sözünü söylemedi.
Bir hafta boyunca kim ne yapacak?
Kim hangi taleple masaya oturacak?
Beyaz liste nasıl pozisyon alacak?
Meclisteki dengeler nasıl şekillenecek?
Bütün bunlar 8 Ekim’in sonucunu belirleyecek.
Benim asıl merak ettiğim ise başka:
Bu seçim bittiğinde BTSO kazanmış olacak mı?
Çünkü adaylardan biri kazanabilir.
Ama Bursa iş dünyası kaybederse, bunun adı zafer olmaz.
Ve şu an itibarıyla bu seçimin şimdiden belli olan tek kaybedeni varsa, o da "manipülasyondur".