Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Temmuz ayı oturumunda yaşanan tartışma, ne yazık ki Bursa'nın ulaşımını, altyapısını, ekonomisini ya da vatandaşın gündelik sorunlarını değil, Cumhuriyet tarihinin en önemli isimlerinden biri olan İsmet İnönü'yü yeniden siyasi polemiklerin merkezine taşıdı.
AK Parti Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın'ın, "İsmet İnönü eşini Venizelos'un koluna taktı mı, takmadı mı?" şeklindeki sözleri mecliste tansiyonu yükseltti.
Hedef alınan kişi, Milli Mücadele'nin en önemli komutanlarından biri, Batı Cephesi'nin kumandanı, Lozan Barış Antlaşması'nın başmüzakerecisi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet Paşa'dır.
İsmet İnönü denildiğinde akla önce İnönü Muharebeleri gelir.
1921 yılında düzenli ordunun kazandığı Birinci ve İkinci İnönü Zaferleri, işgal altındaki Anadolu'da milletin moralini yeniden ayağa kaldırdı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün İnönü'ye gönderdiği o tarihi telgraf bugün hâlâ hafızalardadır:
"Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz."
Bu söz, yalnızca bir komutana verilen tebrik değil; bir milletin kaderini değiştiren mücadelenin özetiydi.
Savaş meydanlarındaki başarısı bununla da sınırlı değildi.
Mudanya Mütarekesi'nin mimarlarından biri oldu.
Ardından Lozan'a gitti.
Karşısında dönemin en güçlü devletleri vardı.
İngiltere, Fransa, İtalya...
Aylar süren zorlu müzakerelerin sonunda bugün üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası tapusu sayılan Lozan Antlaşması'nı imzaladı.
Bugün bağımsız bir devlet olarak yaşayabiliyorsak, bunda İsmet Paşa'nın diplomasi masasında verdiği mücadelenin payı inkâr edilemez.
Daha sonra Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye'yi İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımından uzak tutmayı başardı.
Dünyanın ateş çemberine döndüğü yıllarda milyonlarca insan hayatını kaybederken, Türkiye büyük bir savaşa girmedi.
Bu da onun devlet adamlığı yönünün en önemli göstergelerinden biri olarak tarihe geçti.
Türk siyasetinde tarihi şahsiyetlere yönelik eleştiriler elbette yapılabilir.
Hiç kimse eleştiriden muaf değildir.
Ancak eleştiri ile itibarsızlaştırma arasında ciddi bir fark vardır.
Milli Mücadele'nin komutanlarını günlük siyasi tartışmaların malzemesi hâline getirmek, toplumsal hafızaya da zarar verir.
Bu noktada akıllara Süleyman Demirel'in yıllar önce Meclis'te yaşanan benzer bir tartışmada söylediği o unutulmaz söz geliyor.
İsmet İnönü hakkında ağır ifadeler kullanan bir milletvekiline Demirel şu cevabı vermişti:
"İsmet Paşa'ya dil uzatacağınıza, önce siz bu memlekete onun yaptıklarının binde birini yapın."
Bu cümle aslında siyasetin de ölçüsünü koyuyordu.
Çünkü tarih, eser bırakanlarla günü kurtarmaya çalışanları hiçbir zaman aynı yere yazmaz.
Bugün doğal olarak şu soru da soruluyor:
İsmet Paşa'yı böylesine ağır ithamlarla hedef alan siyasetçiler, geride nasıl bir eser bırakmıştır?
Bir savaş kazanmışlar mıdır?
Bir uluslararası antlaşmaya imza atmışlar mıdır?
Bir ülkenin kaderini değiştirecek tarihi bir mücadelede bulunmuşlar mıdır?
Yoksa siyasi gündemde birkaç dakika konuşulacak polemiklerle mi anılacaklardır?
Siyaset gelir geçer.
Görevler değişir.
Partiler değişir.
Ama bazı isimler vardır ki artık bir partinin değil, milletin ortak tarihidir.
İsmet İnönü de bu isimlerden biridir.
O nedenle Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yaşanan bu tartışma, yalnızca iki siyasi parti arasındaki bir polemik olarak değil; Cumhuriyet'in kurucu kadrolarına ve Milli Mücadele'nin mirasına gösterilen yaklaşım açısından da hafızalarda yerini alacaktır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yankı İçöz
O Koskoca Eserler Bıraktı Ya Sen?
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Temmuz ayı oturumunda yaşanan tartışma, ne yazık ki Bursa'nın ulaşımını, altyapısını, ekonomisini ya da vatandaşın gündelik sorunlarını değil, Cumhuriyet tarihinin en önemli isimlerinden biri olan İsmet İnönü'yü yeniden siyasi polemiklerin merkezine taşıdı.
AK Parti Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın'ın, "İsmet İnönü eşini Venizelos'un koluna taktı mı, takmadı mı?" şeklindeki sözleri mecliste tansiyonu yükseltti.
Hedef alınan kişi, Milli Mücadele'nin en önemli komutanlarından biri, Batı Cephesi'nin kumandanı, Lozan Barış Antlaşması'nın başmüzakerecisi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet Paşa'dır.
İsmet İnönü denildiğinde akla önce İnönü Muharebeleri gelir.
1921 yılında düzenli ordunun kazandığı Birinci ve İkinci İnönü Zaferleri, işgal altındaki Anadolu'da milletin moralini yeniden ayağa kaldırdı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün İnönü'ye gönderdiği o tarihi telgraf bugün hâlâ hafızalardadır:
Bu söz, yalnızca bir komutana verilen tebrik değil; bir milletin kaderini değiştiren mücadelenin özetiydi.
Savaş meydanlarındaki başarısı bununla da sınırlı değildi.
Mudanya Mütarekesi'nin mimarlarından biri oldu.
Ardından Lozan'a gitti.
Karşısında dönemin en güçlü devletleri vardı.
İngiltere, Fransa, İtalya...
Aylar süren zorlu müzakerelerin sonunda bugün üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası tapusu sayılan Lozan Antlaşması'nı imzaladı.
Bugün bağımsız bir devlet olarak yaşayabiliyorsak, bunda İsmet Paşa'nın diplomasi masasında verdiği mücadelenin payı inkâr edilemez.
Daha sonra Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye'yi İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımından uzak tutmayı başardı.
Dünyanın ateş çemberine döndüğü yıllarda milyonlarca insan hayatını kaybederken, Türkiye büyük bir savaşa girmedi.
Bu da onun devlet adamlığı yönünün en önemli göstergelerinden biri olarak tarihe geçti.
Türk siyasetinde tarihi şahsiyetlere yönelik eleştiriler elbette yapılabilir.
Hiç kimse eleştiriden muaf değildir.
Ancak eleştiri ile itibarsızlaştırma arasında ciddi bir fark vardır.
Milli Mücadele'nin komutanlarını günlük siyasi tartışmaların malzemesi hâline getirmek, toplumsal hafızaya da zarar verir.
Bu noktada akıllara Süleyman Demirel'in yıllar önce Meclis'te yaşanan benzer bir tartışmada söylediği o unutulmaz söz geliyor.
İsmet İnönü hakkında ağır ifadeler kullanan bir milletvekiline Demirel şu cevabı vermişti:
Bu cümle aslında siyasetin de ölçüsünü koyuyordu.
Çünkü tarih, eser bırakanlarla günü kurtarmaya çalışanları hiçbir zaman aynı yere yazmaz.
Bugün doğal olarak şu soru da soruluyor:
İsmet Paşa'yı böylesine ağır ithamlarla hedef alan siyasetçiler, geride nasıl bir eser bırakmıştır?
Bir savaş kazanmışlar mıdır?
Bir uluslararası antlaşmaya imza atmışlar mıdır?
Bir ülkenin kaderini değiştirecek tarihi bir mücadelede bulunmuşlar mıdır?
Yoksa siyasi gündemde birkaç dakika konuşulacak polemiklerle mi anılacaklardır?
Siyaset gelir geçer.
Görevler değişir.
Partiler değişir.
Ama bazı isimler vardır ki artık bir partinin değil, milletin ortak tarihidir.
İsmet İnönü de bu isimlerden biridir.
O nedenle Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yaşanan bu tartışma, yalnızca iki siyasi parti arasındaki bir polemik olarak değil; Cumhuriyet'in kurucu kadrolarına ve Milli Mücadele'nin mirasına gösterilen yaklaşım açısından da hafızalarda yerini alacaktır.